Zafer Günleri

Mehdi'nin Geleceği Dönem, Vasıfları ve Dünyada Kalış Müddeti

RE.508/10. Ehl-i beytimden bir adam çıkar, ismi ismime, ahlâkı ahlâkıma mutabık olur. Dünyayı ahlâk ve nesafetle doldurur; evvelce zulm ve cevir ile dolduğu gibi.

Hz. İbn- iMes'ud RA

 

RE.359/2. Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalsa, Allah yine o bir günü uzatır ve ehl-i beytimden ismi ismime, babasının ismi babamın ismine uygun birini meydana çıkarır (Mehdi AS) ve o da dünyayı adalet ve nesafetle doldururdu. Daha önce zulm ve cevir ile doldurduğu gibi.

Hz. İbn-i Mes'ud RA

 

RE.477/8. Benim ehl-i beytimden bir adam yer yüzüne hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. O yer yüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi, dünyayı adaletle doldurur. İdaresi yedi sene sürer.

Hz. Ebû Said RA

 

El Fiten ve'l Melahim.Yine Ebu Said‟in bildirdiğine göre Resulallah şöyle buyurmuştur:

“Mehdi bizdendir, alnı açık ve kemer burunludur”

Suyuti rivayet etti.

 

SU. Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlardan şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran, benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök, hiçbir yağmur damlasını esirgemeyecek ve yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz.

Hakim

 

Ebu Abdullah Hüseyin b. Ali'den rivayet göre; Hz. Mehdi (as) 19 Yıl hüküm sürecektir.

(Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal")

 

KA AÇIKLAMA

Mehdî'nin hakimiyet süresi hususunda çeşitli rivayetler vardır. Bazı rivayetlerde bu süre beş yahut yedi ve yahut da dokuz sene olarak geçmektedir; bazı rivayette on- dokuz yıl ve bir kaç ay, bazısında yirmi, bazısında yirmi dört, bazısında otuz, bazısında kırk yıl olarak geçmektedir. İbni Hacer (Elkavlül Muhtasar) adlı eserinde der ki:

…Bütün bu işler, hükümranlığı süresinin dokuz yıldan fazla olduğunu göstermektedir., öyleyse, yedi sene ile tahdid edilmesi, bütün ülkelere tam mânasiyle yedi sene hâkim olması itibariyledir.. Bu da el-Katı' şehrini feth ettikten sonra vuku bulacaktır. Dokuz sene ile tahdid edilmesi, Kostantiniye'yi feth etme müddeti itibariyledir, Ondokuz yıl ile tahdidi, Süfyanî ile savaş yapması, onu öldürüp, ülkelere hâkim olması ve bütün insanların emrinin altına girmesi itibariyledir.. (Yani bu zamanda geçen süre itibariyledir ki, bu da ondokuz seneyi içine alır.)

 

RE 299/8. Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun'dan biri ile gerçeklenir. Ve bu yedi sene devam eder.

Denildi ki: "- Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?"

Buyurdu ki: "- İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü parlak bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder."

Hz. Ebû Umame RA

SU. Mehdi bizden, Ehli Beyttendir. Allah Onu bir gecede ıslah eder.

Ahmed, İbni Mace, İbni Ebi Şeybe

 

SU. Hz. Ali, Peygambere (sav), “Ya Resulallah! Mehdi bizden mi, yoksa bizim gayrımızdan mı?” diye sordu. Buyurdular ki: Bizdendir. Cenab-ı Hak, İslam’ı nasıl bizimle başlatmışsa Onunla sona erdirecektir. Nasıl bizimle, aralarındaki şirk ve düşmanlıktan kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, yine öyle olacaktır.

Tabarani

Dönemindeki Bolluk ve Bereket

RE.346/6. Hiç şüphe yok ki, arz cevir ve zulümle dolacak. Zulüm ve cevirle dolduğu o zaman, Allah ehl-i beytimden ismi benim ismimde, babasının ismi babamın isminde bir kimseyi gönderir de dünyayı adaletle ve nesafetle doldurur. Önce zulüm ve cevirle dolduğu gibi. O zaman gök yağmurunu, yer mahsulünü esirgemeyecek ve o aranızda yedi, sekiz, çok çok dokuz vakit duracak.

Hz. Muaviye ibn-i Kur'a RA

 

RE.7/7. Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve ehl-i beytimden bir kişidir. O, insanların ihtilâf ve ictimâî sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. Ve o malı sabah üzere taksim eder.

Dediler ki: "Sahah nedir?"

Buyurdu ki: Seviye üzere demektir.

Ve ümmet-i Muhammed'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adalati onları ihata eder. O kadar ki, bir münâdiye, "Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin!" diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da "Hazinedara git sana versin." der. O da gider ve "Ben Mehdi tarafından, kendisine istediği verilmesi için gönderilen kimseyim." dediğinde, hazinedar "Al!"

der. O da alır.

Fakat aldığını taşımaya gücü yetmez. Bunun üzerine taşıyabileceğini alır, fazlasını geri bırakır. O malla çıkar ama, sonra pişman olur, "Ümmet-i Muhammed'in nefis cihetinden en aç gözlüsü herhalde benim. Onların hepsi de mala davet olundukları halde, benden başkası buna icabet etmedi."

diyerek, aldığı malı iade etmek ister. Hazinedar da: "Biz verdiğimizi kat'iyyen geri almayız!" der.

Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder.

Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur.

Tabarani, Ebu Naim, Hakim